Notebook

Sıradışı ve Domates Salçalı Bir Macbeth Yorumu: “Macbeth / İki Kişilik Kabus”

2016, William Shakespeare’in ölümünün 400. yılı olduğundan kuşkusuz çok sayıda eseri yeniden gündemde… Eserler, yeni sahnelemeler, filmler, müzikal çalışmalar, opera ve bale gösterileri, yeni yazımlarla çeşitli uyarlama ve fikirlerle izlenmekte ve tekrar tekrar sahnelenmekte… Bunun en önemli sebebi elbette Shakespeare eserlerinin, bugüne kadar bilim ve tiyatrodaki yeni akımlar tarafından defalarca benimsenmesi ve her seferinde farklı perspektifler ile yeniden keşfediliyor olması…

Tiyatro Bereze; Erkan Uyanıksoy, Elif Temuçin uyarlaması, Sabahattin Eyüboğlu çevirisi ve Doğu Akal rejisiyle bugüne kadar gördüğümüz tüm uyarlamaların çok dışında, yepyeni bir Macbeth uyarlaması ile “Macbeth / İki Kişilik Kabus” adlı oyunla 12 Şubat 2016’da İstanbul’da prömiyer yaptı… Bereze, Ankara Üniversitesi D.T.C.F. Tiyatro Bölümü’nde tanışan Erkan Uyanıksoy, Elif Temuçin ve Firuze Engin tarafından 2006 yılında kurulmuş dinamik bir ekip… Tiyatronun farklı anlatım ve olanaklarını keşfetmeye çalışarak bu kapsamda teori ve pratik çalışmalarını yurtdışı festivallerine katılarak ve uluslararası arenada ortak projelere imza atarak sürdüren ekip, bildiğimiz Macbeth’den çok farklı bir yorumla izleyicisi ile buluşuyor…

Macbeth, Shakespeare’in oyunları arasında “en karanlık tragedya” olarak anılır… Bereze, kendi yorumlarında Lucile Larour ve Patricia Ulbricht tarafından yapılan sahne ve kostüm tasarımı ile ve kullanılan ışık sistemi ironisiyle bu karanlık tragedyayı, Doğu Akal’ın sıradışı rejisiyle mizahi ve eleştirel bir komediye dönüştürerek, absürd ve fiziksel anlatımı ön planda tutarak bir sahneleme önermesi gerçekleştiriyor… Mizahi ve dramatik etki ardı ardına birbirine geçerken, metnin özünde anlatılan vurgudan da uzaklaşılmaması ise bu reji çalışmasını çok daha başarılı kılıyor…

Konu malumunuz; savaşta büyük başarı gösteren Macbeth, diğer İskoç soylusu Banquo ile gezinirken gelecekten haber veren cadılarla karşılaşır… Cadılardan ilki Macbeth’i Glamis beyi, ikincisi Cawdor beyi ve üçüncüsü ise kral diye selamlar… Banquo’nun ise kraliyet hanedanına babalık edeceğini söylerler… Oysa ortada bir sorun vardır… Macbeth, zaten hali hazırda Glamis beyidir, ancak; Cawdor beyi hala hayattadır ve geleceğin kralı olmak mümkün değildir… Fakat, cadıların ilk kehaneti tutar… Cawdor beyi savaşta Norveçlilerle girdiği işbirliği sonucunda idam edilir… Macbeth, artık Cawdor beyidir… Ve işte krallığa gidecek o ilk dürtü Macbeth’te belirir… Kral olma tutkusu, Macbeth’in aklına yavaş yavaş hakim olmaya başlar… Cadıların kehanetini Lady Macbeth’e anlatır ve böylece onu da kraliçe olma hırsı sarmıştır… Macbeth’in izleyeceği yolu ise Lady Macbeth şu ibretlik sözlerle ifade eder;

“Glamis beyi dediler oldun, Cawdor beyi dediler oldun; öbür dediklerini de olursun… Yükselmek istemesine istiyorsun; içinde hırs yok değil; taş gibi de bir yüreğin olmalı yanında, o yok sende… Hem dalavere yapmayacaksın, hem de hakkın olmayan tahta oturacaksın.”

Bu andan sonra Macbeth’in adeta canavarlaştığına tanık oluruz… İskoç kralı Duncon korkunç bir şekilde öldürülür, çocukları kendi canlarının da tehlikede olduğunu sezerek kaçarlar ve taht Macbeth’e kalır… Banquo’yu da öldürerek iktidarda tekleştiğini düşünen Macbeth, kötülüğün pençesine düşerek entrikalarını acemice devam ettirir… Gücünü ve kendine güvenini cadıların kehanetinden alan Macbeth, tekrar cadılara gider… Cadılar, bir diğer soylu olan Macduf’a dikkat etmesini söylerler… Macbeth, haksızlık ve zorbalıkla dolu, yalnızlığa itilmiş bir yolu seçmiştir artık… İktidarının devamı için kan dökmeye, entrika çevirmeye mecburdur… Macduff’un karısı ve çocuklarını öldürtür… Macduff, taarruza geçer… Sonunu ise biliyoruz. Macbeth, tatminsizliğin ve tutkularına ulaşabilme arzusunun bedelini öder… Ve sonunda entrika ve zorbalıkla iktidarda tutunmanın mümkün olmadığı görülür…

Tüm bu iktidar oyunu “Macbeth / İki Kişilik Kabus” adlı oyunda sadece iki oyuncunun üstün performansı ile ruh bulurken, bazı anlarda anlatıcı bazı anlarda üçlü dörtlü sahneler tek oyuncu tarafından fiziksel eylemler de dahil olarak Erkan Uyanıksoy tarafından başarıyla canlandırılıyor… Oyuncu uyarlama tanımının bir noktada hakkını vererek yaşadığımız ülkeye ve ülke sorunlarına da rol yorumunda mizahi bir eleştiri getirmekten eksik kalmayarak fark yaratıyor… Beden formunu içsel eylemi ile başarıyla bütünleyen oyuncu, ciddi bir bedensel performans gerçekleştirerek adeta oyunculuk dersi veriyor… Lady Macbeth’de Elif Temuçin karşısında olan oyuncu arkadaşına bir an bile düşmeyen tempo ile eşlik ederken ikili bir uyumun nasıl olması gerektiğini var gücüyle başarıyla gösteriyor…

“Acı üstüne acı, kan üstüne kan / Kayna kazanım kayna, yan ateşim yan” vurgusunu bir rap müzik havasında dinlediğimiz “Macbeth / İki Kişilik Kabus” domates salçası, tarlatan, et dövme demiri, kahve makinesi, renkli çoraplar, gece lambaları gibi pek çok mizahi yaklaşımı ile farkını yaratırken, izlenlenmeyi ve alkışlanmayı hakediyor…

Tolga Polat
Tiyatro...Tiyatro...
4 Nisan 2016