Kaybolan eşyalar nereye gider?

Bir obje tiyatrosu çalışması olan ‘Kayıp Eşya Bürosu’na getirilen sardunyanın yeni arkadaşları; bir iş adamı tarafından unutulan bir seyahat çantası, dans pistinde unutulmuş bir kadın ayakkabısı, her geçen dakika yavaş yavaş çürüyen bir demet maydanoz, otobüste unutulmuş eski bir telefon, yağmur dinince unutulmuş bir şemsiye, eski bir tiyatro kostümü, artık kullanılmayan bir çaydanlık ve kullanılmaktan korkan boş bir dosya kâğıdıdır.  

Tiyatro BeReZe, geçtiğimiz sezon seyirciyle buluşan “Kayıp Eşya Bürosu” adlı oyununu, Taylıeli Köyü 2. Kültür-Sanat ve Tiyatro Şenliği kapsamında sergiledi. Oyunda, sahibi tarafından takside unutulan bir sardunyanın başından geçenler konu ediliyor. “ Kayıp Eşya Bürosu”na getirilen sardunya, burada, kendi gibi kayıp bir sürü eşyayla tanışıyor ve onların hikâyelerini dinliyor. Yalnız sardunyanın çok büyük bir problemi var. “Kayıp Eşya Bürosu”ndaki pencere çok yüksekte ve içeri hiç güneş girmiyor.

Sevim Ak’ın kısa öyküsünü Elif Temuçin ve Firuze Engin oyunlaştırmış. “Kayıp Eşya Bürosu”nun rejisi ise grup çalışmasının bir ürünü. Oyun, ülkemizde çok fazla örneği olmayan bir tür, bir obje tiyatrosu çalışması. Yani bu oyunun kahramanları “Kayıp Eşya Bürosu”ndaki nesneler. Bizim sardunyanın yeni arkadaşları bir iş adamı tarafından unutulan bir seyahat çantası, dans pistinde unutulmuş bir kadın ayakkabısı, her geçen dakika yavaş yavaş çürüyen bir demet maydanoz, otobüste unutulmuş eski bir telefon, yağmur dinince unutulmuş bir şemsiye, eski bir tiyatro kostümü, artık kullanılmayan bir çaydanlık ve kullanılmaktan korkan boş bir dosya kâğıdı. “Kayıp Eşya Bürosu”nda, büro memuruna görünmeden gizli hayatlarını sürdürmeye çalışıyorlar. Yeni gelen herkes çok heyecanlandırıyor onları. Sardunyaya da büyük bir ilgi var bu yüzden. Herkes hikâyesini anlatıyor yeni gelene. Eski sahiplerini, nasıl kaybolduklarını, “Kayıp Eşya Bürosu”nun nasıl bir yer olduğunu anlatıyorlar ona. Yeni arkadaşlarını dinlerken, yavaş yavaş yeni yerine alışan sardunyamız, oyunun sonunda mucizevi bir biçimde sorununa çözüm buluyor.

Oyunda objeleri oynatmak ve yer yer insan karakterlerini canlandırmak için görev alan üç kişi var; Bilge Gültürk, Firuze Engin ve Güray Dinçol. Gerek obje oynatımı gerekse canlandırdıkları insan karakterler konusunda oldukça başarılı bu üçlü. Objelerin görüntülerinin ve işlevlerinin yarattığı çağrışımlar ile yerli yerine oturuyor hepsinin karakter özellikleri. Aynı anda iki objenin tek kişi tarafından oynatıldığı sahneler, uygulaması çok zor olan sahneler ve başarıyla altından kalkılmış.

Oyundaki bütün müzik ve efektler, kastanyet, kazu ve düdük gibi basit çalgılarla oyuncular tarafından yapılıyor. Bu, hem oyunun yapısı adına çok doğru bir tercih, hem de etkileyici bir sesin o anda, orada oyuncular tarafından yaratıldığını görmek seyir keyfini oldukça arttırıyor.

Oyunun kostüm ve aksesuar tasarımı Hilal Polat tarafından yapılmış. Tabii söz konusu oyun bir obje tiyatrosu çalışması olunca özellikle aksesuarın bambaşka bir yeri oluyor. Kostüm tasarımı tamamen özgün ve tüm oyuncuların giydiği tek tip bir önlük ve buna uygun ayakkabılarla dizayn edilmiş. Dekor için sahnenin arkasına gerilen bez, cepli, son derece pratik, oyuncuya her türlü kolaylığı sağlayacak şekilde ve tabii ki kostümlerle uyumlu. Bunun dışında, askı, sehpa ve masa gibi mütevazı mobilya parçaları kullanılmış.

“Kayıp Eşya Bürosu”nun en etkileyici yanlarından biri, izleyenlere sanki üç boyutlu bir animasyon izliyorlarmış gibi hissettirmesi. Objelerin modellenmeden de canlanabileceğinin bir kanıtı.

Oyunun bir diğer etkileyici yanı ise her yaşa hitap ediyor oluşu. Temel olarak bir çocuk oyunu olarak tasarlanmış da olsa, yetişkinleri de büyülemeden duramıyor. Bu anlamda, ailelerin çocuklarıyla beraber bir oyun izlemeye gidip, çocuklarını eğlendirme çabasının dışında, kendilerinin de severek ve ilgiyle izleyecekleri, onları çocuklarıyla aynı platformda buluşturacak ve paylaşımlarını artıracak keyifli bir gösteri ile karşılaşmaları çok sık rastlanılan bir durum değil. “Kayıp Eşya Bürosu”, her yaştan seyircinin keyifle ve severek izleyeceği itinalı bir çalışma.

Sena Taşkapılıoğlu
Haklbank Kültür Sanat