Tenkit

Korona Günlerinde Tiyatrocuların Üretimleri Üzerine - Mimesis Dergi için Elif Temuçin'le yapılan söyleşi

Türkiye’de ilk resmi koronavirüs vakasının açıklandığı 11 Mart’tan bu yana tiyatro sanatçıları iki hayati soru ile başbaşa. İlk soru şu: Tüm faaliyetlerin durduğu bir süreçte tiyatrolar ve tiyatro sanatçıları kapsamlı bir destek olmadan nasıl ayakta kalacak? Yakın zamanda tiyatroculardan seyircilere uzanan ve şu anda 30.000’i aşan geniş bir kitlenin dahil olduğu  Tiyatromuz Yaşasın İmza Kampanyası bu soruyu detaylandırıyor ve tiyatrocuların somut taleplerini sıralıyor. İkinci soru ise salgının durdurduğu ve dönüştürdüğü sanatsal üretim anlayışı hakkında. Tiyatrolar evlerinden, uzaktan, online üretimlere devam etmeli mi? Nasıl devam etmeli? Mimesis Sahne Sanatları Portalı olarak geride bıraktığımız iki aylık süreçte online üretimlerine devam eden tiyatrolardan Aysel Yıldırım, Elif Temuçin, Kerem Pilavcı, Murat Mahmutyazıcıoğlu  ve Sami Berat Marçalı ile bu soru çerçevesinde konuştuk

DUYGU - Tiyatro BeReZe’nin Pandemic Macbeth ve Canlı Kitap Korudaki Komşular eserleri nasıl ortaya çıktı? Canlı Kitap ve Macbeth üzerine geçmiş üretimleriniz ile nasıl bağı var?  Seyirci ile nasıl bir temas hedefleniyordu? Aldığı tepkiler, yorumlar nasıl?

ELİF - Aslında BeReZe olarak pandemi başladığından beri her sabah Erkan (Uyanıksoy)’ın önderliğinde hareket ediyor, online bir araya geliyoruz. Aynı zamanda bu belirsiz ve zorlu zamanlarda, kendimizi daha iyi hissetmek,  birlikte üretmenin keyfini canlı tutmak için de neler yapabiliriz diye düşünüyoruz. Bu süreçte özellikle çocuklu izleyicilerimizden, onlar için bir şeyler üretmemizi dileyen mesajlar alıyorduk. Hali hazırda çocuklar için bir şeyler yapmaktan mutluluk duyan bir ekip olarak bu fikre sıcak baktık. Pandemi öncesi BeReZe Gösteri Evi’mizde pazar günleri gerçekleştirdiğimiz Canlı Kitap etkinliğimizin online formata en uygun tarz olduğunu düşündük. Bu etkinlikte bir okuyucumuz ve bazı bölümleri canlandıran oyuncularımız yer alıyor. Sevdiğimiz bir yazar olan Ayla Çınaroğlu ile bağlantıya geçtik ve onun önerisi doğrultusunda  Korudaki Komşular kitabını hep birlikte okuduk. İçinden ‘‘Para’’ öyküsünü seçtik. Ne mutlu ki videomuz büyük ilgi gördü, birçok çocuk seyircilerimizden ve ailelerinden olumlu dönüşler oldu. Bu da bizde ikincisini yapma isteği yarattı. Pandemic Macbeth ise Alman kardeş tiyatromuz Bremer Shakespeare Company’nin Daily Shakespeare projesi için hazırlandı. Bizden Macbeth metninden bir video oluşturmamızı rica etmişlerdi. Biz de evde değil de sokakta çekim yapmaya karar verdik. Videodaki görüntüler sahnemiz BeReZe Gösteri Evi civarında ve evimizden Gösteri Evi’ne giderken yol üstünde çekildi. Macbeth’in güzergâhı: Kurtuluş, Harbiye, Taksim Meydanı, İstiklâl Caddesi, Galata, Tophane. Lady Macbeth’in güzergâhı: Üsküdar, Üsküdar-Karaköy vapuru, Karaköy, Tophane. Bu minik eserimiz de gayet ilgi gördü.

DUYGU - Oyuncular, canlandıranlar fiziksel mekanı paylaşmadan üretim, prova süreci nasıl geçti? Olumlu, olumsuz yanları neydi? 

ELİF - Canlı Kitap etkinliğimizden bahsedecek olursak; elbette yan yana, diz dize prova yapamamak hiç de arzu edilen bir deneyim değil. Ama ne olursa olsun birlikte üretmek büyük bir güç ve umut vermiş oldu bize. İnternet üzerinden yaptığımız bu provalarda sıklıkla teknolojinin gazabına uğradık tabii. Bu nedenle çok daha kısa sürede çıkarılacak bir iş, daha uzun vadede ortaya konmuş oldu. ‘Yapmış olmak için’ yola çıkmadığımızdan bu koşulların teknik olarak bizi zorladığı yerleri yok saymayan ya da ‘oyuncaklı’ hale getirip içinde eğlendiğimiz taraflarını göz önüne sermeyi deneyen bir araştırmanın peşine düştük. Bu araştırma alanı çok eğlenceliydi. Pandemic Macbeth’de ise,  eski kaosunudan eser olmayan Karaköy motoru, sokak hayvanları dışında pek de bir insan olmayan Galata ve Beyoğlu sokaklarında maskelerimizle çekim yapmak, kendi kişisel tarihimiz için ilginç bir deneyim ve tiyatromuz için etkili bir dijital belge olmuş oldu.

DUYGU - Yayımladığınız bu iki eseri ne olarak tanımlarsınız? Literatürde farklı farklı isimlendirmeler geçiyor. Instagram tiyatrosu, görüntü tiyatrosu, dijital tiyatro vs gibi. Bunlardan herhangi birini ya da tamamen bağımsız başka bir ifadeyi tercih eder misiniz? Neden? Tiyatro sanatı ile ilişkisi nedir sizce?

ELİF - Yaptığımız bu iki çalışmayı da bizdeki anlamı ile ‘‘tiyatro’’ olarak görmüyoruz. BeReZe olarak genelde oyunlarımızda gerek genç, gerek çocuk, gerekse yetişkin olsun seyircilerimizle ilişki halindeyiz. Onlarla kolektif bir anı paylaşmayı önemsiyoruz.  Genel anlamda biz BeReZe olarak hikaye anlatmanın, ‘‘oyunsuluğun’’, oyun oynama hazzının peşindeyiz. Bu bir Macbeth tragedyası olsa bile.. Oyunsuluk sadece ‘‘eğlence’’yi çağrıştırmasın, hüzünlü bir hikaye de oyunsu bir zeminden bize sunulabilir. Dolayısyla yaptığımız herhangi bir işin -dijital de olabilir, işitsel de olabilir, animasyon ya da video sanatı içinde de değerlendirilebilir- önemli olan yanı oyunsu hazzını odağında tutabilmesi. Artık sanat yapıtları için yepyeni kavramlara ihtiyaç duyduğumuz  bir dönemdeyiz. Eski tanımlar yetersiz kalıyor. Ve biçimlerin içine hapsolmadığımız, özgürleştiğimiz, buradan çoğaldığımız bir döneme doğru seyrediyoruz. Şu tiyatrodur, bu danstır, öbürü performanstır diye ayırt etmek ve net yargılarda bulunmak ‘eski kafa’ kalıyor artık. Bunun yerine; üzerine düşüneceğimiz, birbiri içinde harmanlayarak, tartışa tartışa yenileneceğimiz bir dönem geçiriyoruz sanırız ki. Bu elbette iki günde belirlenecek şeyler değil. Yıllar içinde nasıl şekilleneceğini görmüş olacağız. Deneyimlerimizden yola çıkarak yeni kavramlar keşfedeceğiz.  Ayrıca bu pandemi sürecinin tiyatroya maddi ve manevi etkisi ne olacak onu da şimdiden bilmek oldukça güç. Zorlu bir döneme gebe olsak da, inanıyoruz ki ne olursa olsun insanlar yan yana gelmek isteyecek ve bunun bir yolunu yordamını bulacağız. Merakla bekliyoruz.

19.05.2020
http://www.mimesis-dergi.org/2020/05/korona-gunlerinde-tiyatrocularin-uretimleri-uzerine/